2 Eylül 2011 Cuma

Yeni Doğan Bebeğin Görünüşü Nasıldır?

Yeni doğan bir bebeğin ilerleyen safhalardaki aktivitileri gelecekteki nörolojik gelişimi hakkında bilgiler verir. Yeni doğan ortalama bir aylık bir bebeğin kolları bükük elleri yumruk şeklindedir. Gözleriyle çevresini takip edebilmesine rağmen göz kasları tam gelişmediğinden kaymalar olabilir ancak bu normal sayılabilir. Bebek yüz üstü yatırıldığında kafasını kaldırabilir, sırt üstü yattığında ise kafasını hafif kaldırabilir ve sağa sola döndürebilir. Yeni doğan bebeklerin kasları çok serttir ancak bu 1-2 ay içerisinde daha gevşek bir hal alır. Ayrıca yeni doğan bebeklerde gözlerde kaymalar olabilir. Ancak bu kalıcı bir durum değildir, 5-6 ay içerisinde normale döner. Dikkat edilmesi gereken husular ise; bir aylık bir bebek yüzü koyun yatırıldığında kafasını kaldıramıyorsa, el ve ayaklarından birinde diğerine göre hareket kaybı varsa bunlar uzmana başvurulmasını gerektiren durumlardır. Bir aylık bir bebekte hemanjiyom denilen yüzünde ve kafasının arkasında damar genişlemelerine bağlı kırmızı lekeler olabilir. Bunlar fizyolojik şeylerdir ve geçicidir. Vücudunda ufak beyaz sivilceler olabilir bunlar normaldir. Ayrıca sırtında ve poposunda morluklar oluşabilir bunlara uzmanlar mongol lekesi demektedir ve genelde bunlarda kalıcı değil geçicidir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Yeni Doğan Bebeğin Uyku Düzeni Nasıl Olmalıdır?

Yeni Doğan Bebeğin Uyku Düzeni Nasıl Olmalıdır?

Bir aylık bebeğin günlük uyku süresi ortalama günlük 15 saattir. Bebekler gece ve gündüz ayrımını genelde 3 aylık oldukları dönemde yapabiliyorlar. Bu nedenle bebeğin gece gündüz ayrımını fark edebilmesi nedeniyle; uzmanlar gündüzleri bebeklerle konuşmayı, onlarla beraber müzik dinlemeyi, aydınlık ortamlarda onlarla vakit geçirmeyi, geceleri ise bebek uyandığında ışıkların yakılmamasını ve bebeklerle konuşulmamasını öneriyorlar. Yani kısacası geceleri biraz daha sakin bir ortam, gündüzleri ise daha gürültülü bir ortamda bebekle vakit geçirilmesi gerekiyor. Ayrıca ortalama 3. ve 4. ayına kadar bebekler geceleri acıktıklarında genelde 4-5 saatte bir uyanıp ağlayarak acıktıklarını ifade ederler. Ancak bebeğin uykusu 5 saatin üzerine çıkıyorsa veya bebeğin ten renginden bir değişme görülüyorsa bebek beslenmelidir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Yeni Doğan Bebeğin Görünüşü Nasıldır?

30 Ağustos 2011 Salı

Cinsel Birleşme Olmadan Hamile Kalmak Mümkün mü?

Evet cinsel birleşme olmadan da hamile kalınabilir ancak bu çok düşük bir ihtimaldir. Normalde penisin boyu sayesinde sperm döl yatağına yakın bir noktaya bırakılır ve bu sayede hamile kalma olasılığı arttırılır. Eğer cinsel birleşme sırasında sperm bırakılmamışsa ancak vajinanın dudaklarında kalan spermler bir şekilde yol katedip döl yatağı boğazını geçmeyi başarabilmişse hamile kalınabilir. Ancak bu çok çok düşük bir ihtimaldir. Yine de kızlık zarı yırtılmadan bile hamile kalabilmiş kadınlar, çok nadirde olsa görülmüştür.

Seks Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir?

Seks bağımlılığı bir davranış şekli olduğundan, uzmanlar tedavi süresince davranışlarını değiştirmeyi amaç edinmektedirler. Seks bağımlılığı olan kişilerin çevreleri genelde bu durumdan çok haberdar değillerdir. Uzmanlar çevredeki farkındalık sayısını arttırarak davranışta değişiklik sağlamayı amaçlarlar. Kişilerin bu durumdan bir uzman yardımıyla kurtulması en doğrusudur. Kişiler bazen bu durumla kendilerinin başa çıkabileceklerini zannederler. Anncak bu durumdaki kişiler evet bir süreliğine bu durumdan kurtulmuş gibi görünselerde, yaptıkları şey hissettiklerini bastırmak olacaktır. Ancak bu sadece geçici bir dönem için yararı olabilecektir. Bir süre sonra seks bağımlılığı durumu yeniden ortaya çıkabilecektir. Bu nedenle eğer böyle bir durum içerisinde iseniz ve bu durum hayatınızı olumsuz anlamda etkilemeye başlamış ise bir uzmana başvurmak en doğru tercih olacaktır...

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Seks Bağımlılığı Nedir?

Seks Bağımlılığı Kimlerde Daha Çok Görülür?

Seks Bağımlılığı Kimlerde Daha Çok Görülüyor?

Seks bağımlılığı yapılan istatistik çalışmalarına göre gelişen teknoloji ve internet sayesinde erkeklerde olduğu kadar kadınlarda da sık rastlanan bir durumdur. Yani bilinenin aksine erkeklerdeki aşırı seks düşkünlüğü aynı oranda kadınlarda da görülüyor. Seks bağımlılığı dediğimiz durum illa çekici kadınlarda veya yakışıklı erkeklerde görülen bir durum değildir. En azından seks bağımlılığı için ön koşul güzel veya yakışıklı olmak değildir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Seks Bağımlılığı Nedir? 

Seks Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir?

Seks Bağımlılığı

Kişinin zihni her an seks düşüncesi ile meşkul oluyorsa ve bu düşünce işini ve çevresini etkiliyorsa, uzmanlar bu durumu seks bağımlılığı olarak adlandırıyorlar. Seks bağımlılığında kişiler iş yerlerinde, otobüste ve benzeri yerlerde bile pornografik içerikli dergiler okuyabiliyor veya pornografik içerikli internet sitelerinde dolaşabilyorlar. Seks bağımlıları illaki ilişkiye girecek diye bir durum söz konusu değildir. Bu zihinsel bir durum olmakla beraber ancak hayatınızı etkiler bir hal aldığında bağımlılık olarak algılanabilir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Seks Bağımlılığı Kimlerde Daha Çok Görülür?

Seks Bağımlılığı Nasıl Tedavi Edilir?

19 Ağustos 2011 Cuma

Kalp Yetmezliğinin Belirtileri

Kalp yetmezliğinin dünyada %2 oranında görüldüğü ve ülkemizde de yaklaşık 1.5 milyon insanın kalp yetmezliği çektiği tahmin ediliyor. Kalp yetmezliğinin başlıca belirtileri;


-Nefes darlığı
-Halsizlik ve yorgunluk
-Vücutta sıvı toplanması (akciğer veya ayak bileğinde)
-Gece öksürükleri
-Gece idrara çıkma
-Karında şişlik
-Miğde bulantısı ve kusma...

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Detoksun Sağlık Açısından Zararı Var Mıdır?

Detoksun uzman kişiler tarafından yapılmasında hiçbir sakınca yoktur. Vücut aslında kendi kendine detoks uygular ancak günümüz şartlarında artık vücutta fazlasıyla toksin birikebilir ve vücut bunu normal yollarla dışarı atamaz. Bu durumda detoks tercihler arasındadır. Detoks sadece sulu gıdalarla sindirimi yavaşlatır ve sindirimin dinlendirilmesini sağlar. Yani dış müdahalelerle toksin atımına olanak sağlayan bir uygulamadır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Detoks Nedir?

Detoks Nedir?

Detoks vüudumuzu toksinlerden arındırmak amacıyla yapılan bir uygulamadır. Kelime anlamı olarak da detoks toksinlerden arınma anlamına gelmektedir. Günlük yaşadığımız hayatta sadece yiyeceklerde değil, yaşadığımız ortamda, soluduğumuz havada, içtiğimiz suda, kullandığımız değişik malzemelerde de toksinler bulunur. Bu yöntemle bunlardan sıvı beslenme yaparak ya da arınma yöntemine giderek vücuttaki toksinleri dışarı atıyoruz.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Detoksun Sağlık Açısından Zararı Var Mıdır?

5 Temmuz 2011 Salı

Yürüteç Bebekler İçin Zararlı Mıdır?

Evet yürüteç çocuğun yürüme sürecinde uzmanların tavsiye etmediği bir materyaldir. Yürüteçler kalçaya uygulanan fazla ve zamansız yük sonucunda çocuklarda kalça çıkıklarına, yere düzgün basmamaları sonucunda ortopedik sorunlara ve bebeğin biliçsizce yaptığı ayak hareketleri sonucunda çeşitli ev kazalarına ve yaralanmalara neden olabilir. Ayrıca yürüteç bebeğin yaşaması gereken evleri atlamasına da neden olur. Bebek sırasıyla popo üzerinde hareketler, emekleme ve yürüme süreçlerini yaşamalıdır. Çocuk gelişimi açısından bu evreler önemlidir. Bu gibi nedenlerden dolayı uzmanlar yürüteç kullamayı tavsiye etmezler. Şayet bebekte herhangi bir rahatsızlık söz konusu değil ise bebek yürütece ihtiyac duymadan zamanı geldiğinde yürümeye başlayacaktır. Normal yürüme süresi 12 ile 18 ay arasında değişmektedir. Eğer bebek bu aylarda hala yürümeye başlamadıysa bir sorun olabileceği akıllara getirilmelidir ve bir uzmana muayene ettirilmelidir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bebekler Ne Zaman Yürümeye Başlar?

Bir bebek için 1-1.5 yaş arası normal yürüme yaşlarıdır. Bir bebeğin bu yaşlar arasında siz bu konuda hiçbir çaba sarf etmeseniz bile yürümeye başlaması gerekmektedir. Şayet çocuk bir buçuk yaşını geçmiş iki yaşına basmış ancak hala yürümüyorsa bir problem olabileceği akla gelmelidir. Bu problem genellikle denge kuramamadan kaynaklanıyor ve bunun %80 ide nörolojik sorunlardan kaynaklanıyor. Böyle bir durumda bir pediatri uzmanına başvurulmalıdır. Şayet sorun pediatrik bir sorun değilse pediatri uzmanı size gerekli bilgileri vererek gerekli uzmana yönlendirecektir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Yürüteç Bebekler için Zararlı Mıdır?

Hiperaktivite Nasıl Tedavili Edilir?

Hiperaktivite tedavisi için erken tanı çok önemlidir. Erken tanı ile başlayan eğitsel tedavinin olumlu sonuçlar verdiği görülmektedir. Bunun için çocuğun ihtiyacına ve sorunlarına uygun bazı müdehale yöntemlerine başvurulabilir. Bu müdehale yöntemleri şöyle sıralanabilir; davranış değiştirme programları, özel eğitim, ilaç tedavisi, aile danışmanlığı. Hiperaktivite tedavisinde erken tanı ve buna bağlı erken başlanan eğitsel tedavi olumlu sonuçlar verebilmektedir. Ancak şu an içi tamamen iyileştirmeden bahsetmek mümkün değildir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktif Çocuğa Nasıl Yaklaşmak Gerekir?

Hiperaktivitenin Sebebi Nedir?

Hiperaktif Çocuğa Nasıl Yaklaşmak Gerekir?

Hiperaktivite tedavisinde ilk koşul, okul, aile ve uzman işbirliğinin iyi sağlanmasıdır. Bu işbirliğinde bu üç ortamdaki kişilerin çeşitli davranış şekilleri olması gerekir. Aile ilk olarak çocuğunun davranışının bir yaramazlık belirtisi değil rahatsızlığının bir sonucu olduğunu kabullemesi ve hoşgörülü davranması gerekir. Ancak bu hoşgörülü davranış çocugun her istediğini özgürce yapması olarak algılanmamalıdır. Aile içinde bazı kurallar konulmalı ve kati suretle uyulmalıdır. Bu tür çocuklarının davranışlarında onlara destek olunması gerekir ve normal bir çocuğa oranla olumlu davranışları sonucunda daha fazla ödüllendirilmelidir. Çünkü bu ödüllendirme gelecekte bu olulu davranışların tekrarlanma olasılığını arttıracaktır. Okulda ise öğretmenin yönlendirmesi ile dikkat dağınıklığını en aza indirmek gerekmektedir. Sınıfta dikkat dağıtıcı unsurlardan uzak tutulmalıdırlar. Örneğin pencereye uzak tahtaya yakın bir yerde oturtulması, çocuğun performansının değil çabasının desteklenmesi, ders yapılırken çocuğun ara vermesi gereken yerlerde çocuğa imkan tanınması, Matematik, Türkçe gibi dikkat gerektiren derslerin ard arda değil aralara rahatlatıcı resim, müzik gibi derslerin koyulması önemlidir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite Nasıl Tedavi Edilir?

Hiperaktivitenin Sebebi Nedir?

Hiperaktivitenin Sebebi Nedir?

Hiperaktiviteye neden olan 3 unsur üzerinde durulmaktadır. Bunlar kalıtımın etkisi, beyindeki bazı yapısal işlev bozuklukları ve çevre faktörleridir. Kalıtım açısından hiperkatif kişilerin birinci derece akrabalarında görülme olasılığı yüksektir ve bu bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Beyindeki bazı yapısal bozukluklar ise dikkat dağınıklığına neden olduğundan hiperaktiviteye yol açtığı gözlenmektedir. Çevresel faktörlerin direk buna neden olduğu söylenemez ancak kişide genetik bir yatkınlık söz konusu ise çevresel faktörler bunu tetikleyebilir ve bunun sonucunda hiperaktivite ortaya çıkabilir. Bu çevresel faktörler arasında ailenin tutumu, doğum öncesi doğum komplikasyonları hamilelikte kullanılan ilaçlar sayılabilir. Şu an için hiperaktivitenin doğum öncesi tespiti söz konusu değildir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite Nasıl Tedavi Edilir?

Hiperaktif Çocuğa Nasıl Yaklaşmak Gerekir?

Hiperaktivite Nedir?

Hiperaktivite bozukluğu çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine uygun olmayan aşırı hareketlilik, ataklık ve dikkat eksiliğiyle belirli bir bozukluktur. Başlangıç yaşı 3-4 olarak gösterilmesine rağmen belirtiler daha küçük yaşlarda da  gözlenebilir. Genellikle anne ve babaları tarafından bebeklikleri huysuz, huzursuz, fazla uyumayan, güç bir bebek olarak tanımlanırlar. Yürümeye başladıklarında ise sürekli koşuşturan, yerinde duramayan hareketleri ile göze çarparlar. Genellikle bu tür çocuklar okula başladıkları yıllarda bu konuda tecrübe sahibi öğretmenler tarafından fark edilirler ve aileler bu konuda öğretmenler tarafından uyarılırlar. Hiperaktive teşhisinin konulabilmesi için aşırı hareketlilik ve dikkat dağınıklılığının 7 yaşından önce ve en az bir ortamda görülüyor olması gerekir. Erkeklerde görülme sıklığı kızlara göre 3-4 kat daha fazladır. Bu durumun zekayla hiçbir alakası yoktur.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Hiperaktivite Nasıl Tedavi Edilir?

Hiperaktif Çocuğa Nasıl Yaklaşmak Gerekir?

Hiperaktivitenin Sebebi Nedir?

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Kordon Kanı Nasıl Alınır ve Saklama Koşulları Nelerdir?

Kordon kanını saklayan yurtiçi ve yurt dışında faaliyet gösteren bir çok özel firma bulunmaktadır. Bu firmalara doğum öncesi başvurulur ve bu firmalar doğum sırasında kullanılmak üzere özel kitlerle gelirler. Uzman kişilerce doğumun hemen ardından  kordonun kesilmesiyle akan kanı özel kitle depolarlar. Firma görevlileri bu kanı özel koşullarda firmalarına ulaştırırlar ve saklam işlemi başlar. Saklama işlemi iki şekilde yapılmaktadır. Ülkemizdeki firmalar genellikle kanı -180 derecelik bir sıvı içerisinde saklıyorlar. Yurt dışındaki firmalar ise kordon kanı içerisindeki kök hücreleri ayrıştırarak bunları saklıyorlar. Bu yöntem daha fazla maddi yatırım gerektiren bir teknoloji olduğundan ülkemizdeki firmalar genellikle bu yöntemi uygulayamıyorlar. İkisi arasında bir fark var mı ya da kullanımlarında bir sorun yaşanır mı diye bir soru soracak olursak, bu kesin olarak bilinen bir durum değildir. Çünkü şu anda uygulama aşamasında değildir bu yöntem. Günümüzde çalışmaları devam eden kök hücre çalışmalarının sonucunda kullanılabilme olasılığı olan bir yöntemdir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Kordon Kanı Nedir ve Neden Saklanır?

Kordon Kanı Nedir ve Neden Saklanır?

Kordon dediğimiz şey bebeğin anneye bağlı olduğu göbek bağıdır. Bu bağdan alınan kana da kordon kanı denilir. Bu bağ doğum sırasında kesilir ve bebekteki bağ kalıntısıda bir hafta içerisinde düşer. Kordon kanının alınması, son dönemlerde özellikle son 5-6 yıldır kök hücre çalışmalarının ilerlemesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Bu kanın alınıp saklanmasının nedeni, ileride çocukta oluşabilecek rahatsızlıklarda kendi kök hücresini kullanabilme olasılığının bulunmasıdır. Yalnız şu bilinmelidir ki kordon kanı sadece kan ile ilgili rahatsızlıklarda ilik yerine kullanılabilen yöntemdir. Kullanılabileceği hastalalıklara örnek vermek gerekirse; lösemi, lenfoma, kan kanseri kordon kanının kullanılabilme olasılığı olan hastalıklardır. Son olarak şunu belirtmekte fayda vardır; kordon kanı uygulaması şu an için uygulanan bir yöntem değildir. Tüm bu işlemler gelişmekte olan kök hücre çalışmaları sonucu ileride kodon kanının kullanılabilme olasılığının olabileceği düşüncesi nedeniyle yapılmaktadır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Kordon Kanı Nasıl Alınır ve Saklama Koşulları Nelerdir?

3 Temmuz 2011 Pazar

Açlığımızı Geçiştirmenin Püf Noktaları

Genelde zayıflama diyetlerinde acıktığımız zaman, bir meyve yeterli olacaktır denir açlığı geçiştirmek için ancak bunu yaptığınızda göreceksiniz ki bu çokta doğru birşey değildir. Bu sizi daha da acıktıracaktır. Bunun yerine acıktığınızda açlığınızı geçiştirmek için süt veya ayran içmek ya da yoğurt gibi bir yiyecek yememiz, hala açlığınızı gideremediyseniz kuruyemiş veya peynir ekmek gibi bir yiyeceği tercih etmeniz çok daha doğru bir seçim olacaktır.Özellikle tatlı ihtiyacınız olursa yulaf ezmesini ya da kahvaltılık tahıllardan birisini süt veya yoğurtla karıştırarak içine meyve parçaları ekleyerek tüketmek yararlı olacaktır. Bu durumda tek başına süt içmek, bir meyve yemek çok doğru bir davranış olmayacaktır. Çünkü böyle durumlarda en önemli şey kan şekerini dengede tutmaktır. Yani mutlaka aldığınız besinin yanında kan şekerini dengeleyecek başka bir besin tüketmekte fayda vardır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

İştah Kapatan Yiyecekler

İştah Kapatan Yiyecekler

İlk olarak şunu belirtelim; acıktıran yiyecekler, şekerli ve unlu yiyeceklerdir. Çünkü hızlı bir şekilde kana karışır ve kan şekerini çok hızlı düşürüp yükselttiğinden açlık hissi çok kısa zamanda yeniden hissedilir. Bu nedenle iştah kapatan yiyecekler, şekerli ve unlu olmayan, lif içerikli, bol proteinli yiyeceklerdir. Bu yiyecekler; sebzeler, meyveler, et, tavuk, balık, baklagiller, süt ve yumurta gibi besinlerdir. Bu besinler kan şekerini düzende tuttuğundan ve kolay sindirilemediğinden bizi daha uzun süre tok tutarlar. Örneğin bir dilim kek yediysek bu çok hızlı kana karışacaktır ve açlık hissini çok kısa bir zaman sonra yeniden ortaya çıkacaktır. Oysa ki bunun yanında bir bardak süt içersek hem kan şekerini dengede tutmuş oluruz hem de besinin kana daha hızlı karışmasını engelleyerek daha uzun süre tok kalabiliriz. Bu da iştahımızın kapanmasına ve zayıflamamıza yardımcı olucaktır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Açlığımızı Geçiştirmenin Püf Noktaları

2 Temmuz 2011 Cumartesi

20 Yaş Dişleri Hangi Sebeplerle Çekilir?

İlk olarak şunu belirtmekte fayda var, 20 yaş dişleri normal olması gereken durumda değillerse mutlaka bir problem oluştururlar. Eğer 20 yaş dişleri öne doğru yatık bir şekilde çıkıyorsa çok çeşitli sorunlara yol açabilir. Önündeki dişi çürütebilir, ağrı yapabilir, diğer dişlerin yamuk çıkmasına neden olabilir. Bu durumlarda en sağlıklısı çekilmesidir. Yalnız şu konuda dikkat etmek gereklidir. Bu dişler normal bir diş çekimi gibi çekilmezler bu nedenle mutlaka işinde uzman olan kişiler tarafından yapılmalıdır diş çekimi. Çünkü ufak çaplı bir cerrahi müdahaledir yirmilik dişlerin çekilmesi.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

20 Yaş Dişi Nedir?

20 Yaş Dişleri

Bu dişler yirmili yaşlarda çıktığından dolayı adına 20 yaş dişleri denmektedir. Bazı kesimlerde de akıl dişi olarak isimlendirildiği bilinmektedir. Yirmi yaş dişleri ağzın en gerisinde bulunan 8 numaralı dişlerdir. Bu dişler çoğu insanda sıkıntıya yol açmaktadır. Yirmi yaş dişleri bazen çıkış yollarını şaşırırlar ve diğer dişleri iterek diş yapısının kaymasına neden olabilirler. Böyle durumlarda genellikle çekilme yoluna gidilir. Ancak uzmanlar her zaman bu dişleri çekme taraftarı değillerdir. İlerideki yaşlarda yan dişlerdeki sorunlarda bu dişler kurtarıcı vazifesi görüp köprü yapımına olanak sağlayabilirler. Hepsinin dışında normal bir diştir ve tüm dişlerin yaptığı gibi öğütmeye yararlar. Bir sıkıntı oluşturmadıkça çekilmesi gerekmezler.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

20 Yaş Dişleri Hangi Sebeplerle Çekilir?

Ağız Kokusunu Önlemek ve Gidermek

Ağız kokusu diş aralarında ve diş üstlerinde kalan gıda artıklarının üzerinde oluşan bakterilerden ötürü meydana gelir. Bunun önlenmesi için ilk olarak düzenli bir diş fırçalama alışkanlığımızın olması gerekir. Sadece dişleri fırçalamakta yeterli olmayacaktır. Dişlerin yanı sıra diş etlerimizi ve dilimizin üzerini de fırçalamamız gerekecektir. Fırçalamanın yanı sıra gargara kullanımı da ağız içine hoş bir koku bırakmamıza yardımcı olacaktır. Yalnız bu yöntemler ağız kokusunu önleyici unsurlardır. Eğer ağızda bir koku oluşmuşsa bu uygulamalar sadece geçici çözümlerdir. Ağızda bir koku varsa mutlaka bir diş hekimine başvurulmalı ve uzmanlar tarafından dişte oluşan tartarların temizlenmesi gerekmektedir.

Penis Estetiği İle Hangi Sorunlar Çözülebilir?

Penis estetiği ile doğuştan gelen bazı sorunlar düzeltilebilir. Doğuştan idrar deliğinin altta veya üstte olma durumunda cerrahi müdahale ile tedavi edilebiliyor ki bu delik penisin köküne ne kadar yakınsa oluşturduğu sorun ona göre ciddiyet kazanıyor. Deliğin altta veya üstte olma durumunda, penis sertleştiğinde bükülmeler olabiliyor ki bu cinsel birleşmeyi ve çocuk sahibi olma durumunu zorlaştırıyor. Bunun dışında kalınlaştırma operasyonları, penis boyu uzatma ameliyatları ve eğrilik düzeltme ameliyatları da yapılabiliyor.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Penis Kalınlığı Arttırılabilir Mi?

Penis Boyunu Uzatmak Mümkün Mü?

Normal Bir Penis Kaç Santimetredir?

Penis Kalınlığı Arttırılabilir Mi?

Normal bir penisin çevresinin 10 ila 12 cm arasında olması gerekir. Şayet 10 özellikle 8 cm altında ise bu kalınlık, bir takım cerrahi operasyonlarla kalınlaştırmak mümkündür. Bu işlem yapılırken bir kaç farklı yöntem uygulanabiliyor. Bunlar; penis derisinin altına yağ dokusu enjekte etme, geçici dolgu maddeleri ile kalınlaştırma ve alloderm (bir takım işlemlerden geçmiş bağışlanmış deri) ile kalınlaştırma. Bunlardan en fazla kullanılan yöntem ise yağ dokusu enjekte etme yöntemidir. Çünkü doğaldır. Vücudunuzdan alınan yağ dokuları penise enjekte edilerek kalınlaştırma işlemi gerçekleştiriliyor. Penis kalınlaştırma operasyonlarında çok ciddi sorunlarla karşılaşılmadığına belirtmekte fayda var. Yalnızca bu operasyonlardan sonra yaklaşık bir ay kadar cinsel ilişkiye girilmemesi gerektiğini belirtiyor uzmanlar.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Penis Boyunu Uzatmak Mümkün Mü?

Normal Bir Penis Kaç Santimetredir?

Penis Estetiği İle Hangi Sorunlar Çözülebilir?

Penis Boyunu Uzatmak Mümkün Mü?

Evet penis boyu bir takım cerrahi operasyonlarla uzatılabilmektedir. Ancak bu ameliyatlar genelde 10 cm aşağısındaki penis boyu uzunluğu olan kişiler için tavsiye edilir.Buna rağmen uzmanlar normal kabul edilen penis boylarına sahip kişilerden de penis uzatma ameliyatı talebi ile gelenler olduğunu belirtiyor ki doktorlar bu duruma çok sıcak bakmıyorlar. Bu durumu da şöyle açıklıyorlar. Penis ameliyatlarında uygulanan işlem; penisi leğen kemiğine bağlayan iki bağın penisin kök kısmında açılan ufak bir kesikle gevşetilmesi sonucunda yapıyorlar. Ancak bu operasyon sonrası penisin yukarıya doğru dikleşme gücü azalıyor. Bu da doğal olmayan bir durum olduğundan şayet cinsel ilişkiye engel teşkil etmeyecek bir durum yoksa penis boyu açısından, bu ameliyatları yapma taraftarı olmuyorlar.
Yalnız ikinci bir alternatif var ki, doktorlar eğer böyle bir cerrahi operasyon isteniyorsa bu yolu tavsiye ediyorlar. Bu operasyonda şöyle yapılıyor; normal bir insanda penisin 4 de 3 ü insan vücudu içerisine gömülü bir haldedir. Penisin kök kısmında bulunan vucüt yağları alındığında ve alttaki torba derisi 3-4 cm geri çekildiğinde penis boyunda yaklaşık olarak 3-4 cm uzama sağlanabiliyor.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Normal Penis Boyu Ne Kadardır?

Penis Kalınlığı Arttırılabilir Mi?

Penis Estetiği İle Hangi Sorunlar Çözülebilir?

1 Temmuz 2011 Cuma

Normal Bir Penis Kaç Santimetredir?

Bir penisin normal olarak kabul edilebilmesi için en aşağıya 12 cm olmalıdır. Penis boyunun normal kabul edildiği aralık 12-15 cm dir. Ereksiyon halindeki bir penis boyunun uzunluklarına göre adlandırılması şu şekildedir;

- 12-15 cm normal penis
- 15 cm üstü büyük penis
- 12-6 cm küçük penis
- 6 cm altı mikro penis

Penisin çevre uzunluğu ise 10-12 cm arasındadır. Bundan daha aşağısı ince penis olarak kabul edilir.
Ayrıca penisler et ve kan penisi olmak üzere ikiye ayrılır. Bunlardan et penisinde ereksiyon hali ile normal hali arasında fazla fark olmaz, kan penisleri ise inmiş hallerinde çok kısa olmalarına rağmen ereksiyon hallerinde normal boylarının 2-4 katına kadar çıkabilirler ve çapıda ona oranla kalınlaşır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Penis Boyunu Uzatmak Mümkün Mü?

Penis Kalınlığı Arttırılabilir Mi?

Penis Estetiği İle Hangi Sorunlar Çözülebilir?

Normal Doğum Sonrası Annenin Durumu Nedir?

Normal doğum sonrası anne ve bebek 6 saat sonunda taburcu edilebilir ancak günümüzde doktorlar önlem açısından anne ve bebeği 12 ila 24 saat arasında hastanede tutmayı uygun görüyorlar. Bunun nedeni herhangi ters bir durumda hastane ev arasında git gel yapma aşamasında zaman kaybetmeyip anında mudahale edebilmektir. Doğum sonrası anne ağrılar hissedebilir dikiş nedeniyle ancak bunlarında önüne ağrı kesicilerle geçilebilir. Bunların dışında anne tuvalet ihtiyacını karşılayabilir, hemen ayağa kalkabilir, yemek yiyebilir. Bu açılardan bakıldığında sezeryanla doğumdan çok avantajlı bir yöntemdir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Normal Doğum Ne Kadar Sürer?

Normal Doğumda Vajina Genişler mi?

Normal Doğum Kaç Saat Sürer?

Normal doğum süresi kaçıncı doğumunuzu yaptığınıza bağlı olarak değişiklik gösterebilmektedir. İlk doğumunu yapacak bayanlar için bu süre rahim ağzının 4 cm açıklığa ulaştığı andan itibaren başlar ve 6-8 saat arasında tamamen açılmasına kadar devam eder. Bu aşamadan sonra ıkınma evresi denilen kısma geçilir ki bu süre anne adayının eforuna bağlıdır ve bu sürede 1-2 saat arasındadır. Yani toplam olarak normal bir kişinin ilk doğumunda ki doğum yapma süresi 8-10 saat arasında değişebilir. Bu süre daha sonraki doğumlarda git gide azalmaktadır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Normal Doğumlarda Vajina Genişler mi? 

Normal Doğum Sonrası Annenin Durumu Nedir?

Normal Doğumda Vajina Genişler mi?

Evet normal doğum vajinada genişlemeye neden olan faktörlerdendir. Çünkü buradan doğum sırasında 9 - 9.5 cmlik çapa sahip bebek başının geçtiği düşünülürse doğum sonrası ne kadar süre geçerse geçsin o bölgenin doğum öncesindeki hale dönüşmesi normal yollarla mümkün olmayacaktır. Bu sezeryanla doğumlar içinde geçerli bir durumdur aslında. Doğum vajinadan yapılmasa bile hamilelik döneminde bebek yine de o bölgede normal doğuma oranla daha az olmasına rağmen yine bir miktar genişlemeye neden olacaktır. Dikişli doğum denilen yöntemde ise düzgün bir uygulama yapılmışsa oluşan genişleme cinsel hayatı olumsuz anlamda etkilemeyecektir. Ancak 4. doğumdan sonra uzmanların belirttiği, genişleme artık cinsel hayat ve idrar boşaltım fonksiyonlarında olumsuz bir etki yapmaya başlayacaktır.
Tüm bunların yanı sıra fazla genişleme olması durumunda daraltma operasonları yapılabiliyor. Bu operasyon 30-45 dk arası süren ve başarı oranı yüksek bir operasyon olmasına rağmen 3 hatta 4. doğuma kadar fazla başvurulmayan bir yöntemdir.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Normal Doğum Kaç Saat Sürer? 

Normal Doğum Sonrası Annenin Durumu Nedir?

Testis Tümörünün Tedavisi Nasıl Yapılır?

Testis tümörü teşhisi konulmuş bir hastalığın tedavisinin en yaygın şekli tümörlü olan testisin alınmasıdır. Testis alındıktan sonra patolojiye gnderilir ve tümörün türü tespit edilir.  Eğer ilerlemiş bir durumdaysa tümör, karın bölgesinden ameliyata başlanılarak tümörün yayıldığı bölgelerin temizlenmesi gerekebilir. Ameliyat sonrası patolojiden gelen sonuca göre "kemoterapi (ilaç tedavisi)" gibi şekilllerde tedavi süreci devam edebilir ve tümörün türüne göre hastalık %99 oranında tedavi edilebilir.


BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Testis Tümörünün Belirtileri Nelerdir?

Testis Tümörü Nedir?

Testis Tümörünün Belirtileri

Testis tümörünün belki de tek belirtisi genellikle tek yumurtada nadiren iki yumurtada birden oluşan fındık büyüklüğünde, daha ileri safhalara ilerlemiş ise ceviz büyüklüğünde elle anlaşılabilen sert ve ağrısız bir kitlenin oluşmasıdır. Ağrılı bir kitlenin bulunması genelikle iltihaplanmaya işaret eder.
Erken teşhis hayat kurtarır prensibi gereği; ergenlik çağına gelmiş her erkek en azından ayda bir banyo sırasında elle kendi testislerini muayene edip, normal dışı bir kitlenin olup olmadığını farketmesi erken teşhis açısından büyük önem taşır ve ergenliğe girmiş her gence bu öğütlenmelidir.
Eğer çok ileri safhalarda bir testis tümöründe ise belirtiler; halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı. Eğer yayılmış ise akciğerler dolayısıyla nefes darlığı, vücudun çeşitli yerlerinde oluşmuş lenf bezi kitleleriyle kendini belli eder.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Testis Tümörü Nedir?

Testis Tümörü Nasıl Tedavi Edilir?

Testis Tümörü ( Yumurta Kanseri )

Testis tümörü denilen rahatsızlık erkeklerde torba içerisideki testislerde herhangi birisinde ortaya çıkan kitle ile kendini belli eder. Halk dilinde yumurta kanseri diye de bilinir. İnsanlarda ortalama yüz binde iki veya 3 görülme sıklığı vardır. Erkeklerde görülen kanserlerin ise yüzde bir ila ikisini oluşturur. Bu yüzdeye görede oldukça önemli bir kanser türüdür. Genç ve orta yaşlarda görülme sıklığı daha fazladır. En çok 15-35 yaş arası erkeklerde görülür. Çok hızlı ilerleyebilen bir rahatsızlık olmasına rağmen erken teşhiste 100 de 100 e yakın tedavi edilebilir bir kanser türüdür. Eğer ilerlemiş bir safhada ise rahatsızlık en çok akciğerlerde kemiklerde ve lenflerde yayılma gösterir. Eğer burada yazılanlara benzer bir durum sizinde başınıza gelmiş ise hemen bir sağlık kuruluşuna başvurmanızda fayda vardır. Dediğimiz gibi tedavisi
mümkün ve başarılı bir rahatsızlıktır.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Testis Tümörünün Belirtileri Nelerdir? 

Testis Tümörü Nasıl Tedavi Edilir?

Şeker Hastalığı ( Diyabet )'nın Erkeklerde Yarattığı Cinsel Sorunlar

Cinsel aktivite bozukluklarını iki alt başlık altında inceleyebiliriz; Libido ve sertleşme sorunu... Diyabet yani şeker hastaları ömür boyunca ilaç kullanmak zorunda olduklarından bu durum ileriki yaşlarda cinsel ilişki kalitesini muhakkak etkileyecektir. Ve yine ileriki yaşlarda erkeklik hormon sayılarında azalma, troit hormon bozuklukları gibi faktörlerde libido yani cinsel istek kaybına neden olabilir. Diğer bir durum ise erkeğin cinsel organının sertleşememesi veya cinsel ilişki süresince sert kalamaması durumuda yine diyabetin sonucunda ortaya çıkabilen sinir ucu ve sinirlerin hasarına bağlıdır. İlerleyen diyabette ise damar sertliği meydana gelebilir ki bu da ereksiyon halinin kısa sürmesine neden olabilir. Bu durumlar ilk olarak yapmanız gereken direk bir uzmana başvurmaktır. Sağlıklı günler diliyoruz...

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Kadınlarda Diyabet ve Cinsel Sorunlar

Kadınlarda Diyabetin Neden Olduğu Cinsel Sorunlar

Erkeklerde olduğu gibi kadınlarda da cinsel aktivite bozukluklarını, libidoyu yani cinsel aktiviteyi etkileyen faktörler ve cinsel ilişki sırasında cinsel organlarda olan damarsal ve sinirsel aktivitelerin bozulması gibi iki başlık altında inceleyebiliriz. Bu konudaki son araştırmalar kadınlarda depresyon faktörünün daha ön planda olduğunu göstermiştir. Kadınlarda yaşın ilerlemesiyle birlikte menopoz döneminde görülen österejon yani kadınlık hormon seviyesinin azalması libido kaybına sebep olabilen bir faktördür. Hastalarda psikolojik olarak cinsel arzuyu azaltan faktörler arasında diyabete bağlı vajina enfeksiyonları veya menopoz döneminde ortaya çıkabilen vajina kuruluğuna bağlı ağrılı cinsel ilişkinin libidoyu etkileyen faktörler arasında olduğu unutulmamalıdır. Yine menopoz döneminde nedenine ulaşılamayan diyabetik bir kişide sinir ucu hasarı veya damar sertliğine bağlı olarak klitorisin kanlanmasının cinsel ilişki sırasında artmamasının sonucunda orgazm olamama veya geçiken orgazm kadınlarda cinsel aktivite bozukluklarına neden olur.

BU KONUYLA İLGİLİ DİĞER BAŞLIKLAR

Erkeklerde Diyabet ve Cinsel Sorunlar

30 Haziran 2011 Perşembe

Oktay Usta'dan Ayva Reçeli Tarifi

GEREKLİ MALZEMELERİMİZ;
2 Kg Ayva
2 Kg Toz Şeker
1.5 Litre Su (7-8 Su bardağı)
10 Adet Karanfil
1 Adet Limon

REÇELİN YAPILIŞI;
Ayvaları soyuyoruz ve güzelce rendeledikten sonra rendelenmiş ayvaları 1.5 litre su ile tencereye koyuyoruz. Bu arada ayca çekirdeklerinide çöpe atmayalım. Onlarıda su ve rendelenmiş ayvalarla tencereye koyuyoruz. Rendelenmiş ayvaları ve ayva çekirdeklerini suda kaynamaya bırakıyoruz. Kaynamaya başladıktan sonra tencereye 2 kg toz şekerimizi ve 10 adet karanfilimizi ekledikten sonra kaynatmaya devam ediyoruz. Tencereyi ocaktan almadan 10 dk önce 1 adet limonunun suyunu tencereye ilave diyoruz. İstediğiniz kıvama ulaştığında tencereyi ocaktan alıyoruz. Dikkat edilmesi gereken son husus ise reçeli sıcak şekilde kavanozlara boşaltmamız ve kapakları sıkıca kapatmamız gerekiyor. işte bu kadar basit. Son olarak ufak bir not sizlere; cam kavanoz kullanmak her zaman sağlık açısından en iyisi olacaktır. Afiyet olsun.